İnovasyonun Tanımı:
‘İnovasyon’, kavram olarak, hem bir süreci (yenilemeyi / yenilenmeyi) hem de bir sonucu (’yenilik’)i anlatır. AB ve OECD literatürüne göre, inovasyon, süreç olarak, "bir fikri pazarlanabilir bir ürün ya da hizmete, yeni ya da geliştirilmiş bir imalât ya da dağıtım yöntemine, ya da yeni bir toplumsal hizmet yöntemine dönüştürmeyi" ifade eder. Aynı sözcük, bu dönüştürme süreci sonunda ortaya konan, "pazarlanabilir, yeni ya da geliştirilmiş ürün, yöntem ya da hizmeti" de anlatır.(European Commission, 1995).
Verilen tanımda dikkati çeken nokta, gerek süreç gerekse sonuç açısından, ‘pazarlanabilirlik’ üzerindeki vurgulamadır. Yaratılan yenilik artımsal da olabilir (bir ürün, yöntem ya da hizmette birbirini izleyen küçük adımlar hâlindeki, ‘incremental’ yenilikler); köklü [radikal] de; ama koşul pazarlanabilir olmasıdır.
Tanımda dikkati çeken diğer nokta ise, dönüşüme konu olan ‘fikir’ üzerinde hiçbir nitelemenin olmamasıdır. Ne var ki, artık, inovasyon konusu olan hemen hemen her ürün, üretim yöntemi ya da hizmetin bilim ve teknoloji içeriği (muhtevası) yükselmiş durumdadır ve giderek de yükselmektedir. Bu durumda, ister istemez, inovasyon sürecinin kendisi de giderek bilim ve teknoloji ile çok daha fazla ilintili hâle gelmiştir ve artık, ana kaynağını da bilim ve teknoloji alanında ortaya konan yeni fikirler / yeni bilgiler oluşturmaktadır.
İnovasyon problem çözmek için değişik bakış açılarının bir araya getirilmesi eylemini içerir, dolayısıyla ekip çalışması gerektirir. Projenin başarısı etkin ve verimli bir ekip kurulmasına doğrudan bağlıdır. Verimli ekip çalışmasının ana unsurları şu şekilde sıralanabilir;
Ø Açık olarak tanımlanmış hedef ve faaliyetlerin olması,
Ø Etkin liderlik,
Ø Ekibin büyüklüğü,
Ø Dengeli sorumluluk dağılımı,
Ø Ortak bir dil,
Ø Çakışan amaçların çözümü için geliştirilmiş mekanizmalar,
Ø Ekip çalışma biçimi.
Araştırmalar en etkin ekiplerin farklı yetenekleri ve davranış biçimleri olan kişilerin bir araya gelmesinden oluştuğunu göstermektedir.
İnovasyon bilgiye dayalıdır. İnovasyon başarısını etkileyen faktörlerden biri de bilgi akışının ve iletişimin düzgün, sürekli ve doğru olmasıdır. İnovasyon deneme, deneyim, yansıtma ve kavram geliştirme süreçlerini içeren öğrenme döngüsü ile de ifade edilebilir. Öğrenme ancak döngü tamamlandığında elde edilir. Her inovasyon ile sadece firmanın teknolojik bilgisine bilgi katılmaz, sürecin kendisinin nasıl yönetileceğine ilişkin bilgi birikimi de artar.
Edinilen bilgi, proje ekibi dışındakilerin de erişebileceği şekilde (prosedürler, patentler ve veritabanları gibi) mutlaka kaydedilmeli ve doküman olarak kayıt edilmelidir. Aksi halde bilgi kişilerin kişisel hafıza ve deneyimlerinde kalır ve firmadan ayrılmaları durumunda da kaybolur. Öğrenme inovasyon sürecini sürekli olarak iyileştirir. Ancak sürekli iyileşme sadece birkaç teknik uzman tarafından sağlanamaz.
ABD’de yapılan bir araştırmaya göre alınan patentlerde, atıfta bulunulan bilimsel yayın sayısı, 1987–94 döneminde üç kat artmış ve 17.000’den 50.000’e çıkmıştır. 1993-94’te alınan ABD patentlerinde, atıfta bulunulan makalelerin %75’inin akademik araştırmalar ile devlet ve diğer kamu kurumlarınca desteklenen bilimsel çalışmalara dayandığı görülmektedir."
Demek ki, çağımızda ortaya konan ve patentle koruma altına alınmaya değer bulunan yenilikler, teknolojik bulgulardan da öte, doğrudan bilimsel bulgulara / bilimsel bilgilere dayanır hâle gelmektedir. Bu tespitten hareketle, inovasyon kavramı, son çözümlemede, bilim ve teknolojiyi ekonomik ya da toplumsal bir faydaya dönüştürmeyi anlatır, denebilir. Yine buradan hareketle, öne çıkan noktanın ‘teknolojik inovasyon’ ve asıl marifetin, ürettiğimiz ürün ve kullandığımız üretim yöntemlerinin içerdiği teknolojileri geliştirmek ya da ortaya çıkan yeni gelişkin teknolojilere dayalı olarak yeni ürün ve yeni üretim / dağıtım yöntemleri geliştirebilmek olduğu söylenebilir.
Gelişmiş ülkeler başta olmak üzere, pek çok ülkede önemi anlaşıldıkça, inovasyon, devlet politikalarının odağı haline geldi. (Kırım Arman; 2005a) Bu politikalar doğrultusunda, inovasyon için gereken koşulların sağlanması devletlerin en önemli görevlerinden biri halini aldı. Bugün artık inovasyonun öneminin farkına varan ülkeler, firmalarının inovasyon faaliyetlerini başarıyla yürütmelerini sağlamak için gereken yasal ve idari düzenlemelerin yanı sıra inovasyona kaynak ayırmalarını teşvik etmek ve sürekli bir faaliyet haline getirmelerini sağlamak için çok çeşitli mekanizmaları devreye sokup Ulusal inovasyon sistemlerine etkin ve kalıcı bir işlerlik kazandırmaktadırlar.