Türkiye’de Girişimcilik

Ülkemiz girişimciliği, Cumhuriyet tarihi ile yaşıttır, denebilir. Osmanlı İmparatorluğu döneminde Türkler, çoğunlukla, çiftçiliği, devlet memurlu­ğunu veya askerliği meslek olarak seçmişler; imalat ve ticaretle pek ilgilenmemişler ve bu işler daha çok azınlıklar tarafından yürütülmüştür. Türklerin girişimciliğe ilgi duymamalarının en iyi göstergesi mevcut işletmelerin yaşlarıdır. Ülkemizde, iş hayatında iki yüz yılım doldurmuş yalnızca üç işletme bulunmaktadır. Yüz yaşını doldurmuş işletme sayısı iki elin parmaklarıyla sayılabilecek kadar azdır.[1]

Cumhuriyetin kurulmasını izleyen ilk yıllarda ekonomik ve sosyal kalkın­manın özel sektör eliyle gerçekleştirilmesi düşünülmüş ve bu amaçla özel sektör önemli ölçüde teşvik edilmiştir. Ancak, kısa bir süre sonra, özel sektörün tek başına bu işin üstesinden gelemeyeceği anlaşılmıştır. Bunun üzerine, hem ekonomik ve sosyal kalkınmanın hızla gerçekleştirilmesi, hem de bu konuda özel sektöre öncülük etmesi amacıyla Devletin bu görevi üstlenmesine karar verilmiştir." O yıllarda, yeterli sayıda girişimcinin bulunmaması ve özel sektörün bu iş için gerekli sermaye birikimine sahip olmaması, özel sektörün başarısızlığının en önemli nedenleridir. Nitekim, Adana’daki bir fabrikayı, sonradan mülkiyetini devir alacak biçimde, işletmek üzere Devletten teslim alan Nuh Naci Yazgan’ın bir dostuna, "Kimse çıkmamış ortaya. Fabrika öyle ortada kalmış eşek ölüsü gibi. Milletin beze, ipliğe ihtiyacı var, şu dar zamanda dediler. Bizi ortaya saldılar" demesi, o yıllarda özel girişimciliğin konumunu ortaya koyan ilginç bir örnektir.

O günlerden bu yana köprülerin altından çok sular akmıştır. Bağımsızlığı kazandığında Merkez Bankası bile olmayan bir ulusun girişimcileri, günümüzde dünyanın değişik ülkelerinde banka sahibidirler. Yine, yüzlerce Türk girişimcisi ellerinde çanta tüm dünyayı dolaşıp, Türk sanayi ürünlerini satmakta; birçok Türk girişimcisi de başka ülkelerde sahibi oldukları işletmeleri başarıyla yönetmektedirler.

Tüm bu başarılara ve olumlu gelişmelere karşın, yine de ülkemizde bir girişim kültürünün oluştuğu pek söylenemez. Her şeyden önce bir insan olan girişimci, yaşadığı toplumun sosyo-ekonomik ortamın ürünüdür. Bu açıdan irdelendiğinde, girişimcilik bir kültür olayıdır. Küçük ve orta ölçekli işletmelerin varlık nedeni de girişim kültürüdür» Cumhuriyetin ilk yıllarından bu yana kamu sektörünün ağırlıkta olduğu bir ekonomide köklü bir girişim kültürünün oluşması pek kolay olmamıştır. Mesleklerin itibar derecelerini belirlemek amacıyla yapılan bir araştırmanın sonuçlan da bu durumu kanıtlar niteliktedir. Bu araştırmanın sonuçlarına göre, 1960′lı yıllara kadar memuriyet toplumda en itibarlı meslek olarak kabul edilmiş, bunu serbest meslekler, tüccarlık, sanayicilik ve işçilik izlemiştir. 1960′lı yıllardan sonra sıralamada değişiklik olmaya başlamış, bu kez, itibar derecelerine göre meslekler; sanayicilik, serbest meslekler, tüccarlık, memurluk ve işçilik olarak sıralanmıştır.

Girişimciliğin pek itibarlı bir meslek olarak görülmemesi uzun yıllar boyunca Türk sinemasında oldukça sık işlenen bir tema olmuştur. Yıllar boyu bu filmlerdeki tipik iş adamı, genellikle sekreterine veya yanında çalışan işçi kızlara sarkıntılık eden; kızını seven fakir genci adamlarıyla tehdit eden veya dövdürten; oğluna aşık olan kenar mahalle kızının aşkını parayla satın almaya çalışan; işyeri yapmak için gecekonduda oturan insanları evlerinden attıran; çoğu kez kanunsuz işlerle uğraşan; kısacacı kendi çıkarlarından başka hiçbir şey düşünmeyen ve çıkarları için başkalarına her türlü kötülüğü yapabilen tipler olarak canlandırılmıştır. Bu filmlerin toplumun girişimcilik konusundaki değer yargılarını ne denli etkilediğini kesinlikle söyleyebilmek olanaklı değildir.  Bununla beraber,  olumsuz etkisinin olduğu da bir gerçektir. Halbuki, girişimci, bu filmlerde karakterize edilen kişinin tam tersi bir karaktere sahiptir ve olmalıdır da. Şüphesiz ki, her meslekte olduğu gibi girişimciler   arasında da kötüler olacaktır ve bunların beyaz perde için konu yapılması hem doğal hem de yararlıdır. Ancak, bir genellemeye gidilerek, tüm girişimcilerin aynı kefeye konulması ülkemizde girişim kültürünün oluşmasına hiç yarar sağlamadığı gibi, tümüyle gerçeği de  yansıtmamıştır.

 

Çünkü   ülkemizde,   geçmişte  olduğu   gibi, günümüzde de gece gündüz demeden çalışan, etiyle tırnağıyla bir yerlere gelmeye çabalayan, sözüne güvenilir, itibarına ve onuruna düşkün binlerce girişimci bulunmaktadır. Bu insanların çoğunun aileleri, yanlarında çalışanlar ve toplum için gösterdikleri çabalar, bu amaçla katlandıkları riskler ve sıkıntılar, kısacası girişimci olarak verdikleri zorlu ve onurlu yaşam mücadeleleri birçok füme konu olabilecek kadar zengindir ve bunların sayısı da kötü örnekleriyle kıyaslanamayacak kadar fazladır.

Uzun yıllar boyunca genç kuşaklarda girişimcilik ruhunun geliştirilmesi amacıyla pek fazla bir çaba da gösterilmemiştir. Bunun sonucu olarak, girişimcilikte ailenin etkisi çocuğun aldığı eğitimden daha önemli olmuştur. Konuya ilişkin değişik araştırmalar bu gerçeği doğrular niteliktedir. Yapılan araştırmalar, ülkemizde, baba mesleği sanayicilik ve ticaret -olanların genellikle girişimci; baba mesleği memur olanların da daha çok profesyonel yönetici olduklarını göstermiştir. Öte yandan, kırsal kesini insanlarının kendilerine sürekli olarak "güvence" arama içgüdüsüyle hareket etmeleri ve bu nedenle de Devlet kapısında çalışmak istemeleri bu kesimin çocukları üzerinde girişimcilik olgusunun yerleşmesini de engellemektedir. Örneğin;  halen Ankara’daki kamu  kuruluşlarında  müstahdem  olarak çalışanların çoğunluğunun Çankırı ve Yozgat’lı olması, bu iki ilimiz insanları arasında "Devlet" kapısının daha güvenli olduğu fikrini benimsetmiştir. Onlara göre, serbest meslek ve girişimcilik "dipsiz kuyudur". Burada, "dipsiz kuyu"dan kasıt edilen girişimciliğin taşıdığı risktir. Buna karşılık Çorum ilimiz girişimcilik açısından ilginç bir yapıya sahiptir. Bu ilimizde; girişimci düşünce yapısına sahip insanların çokluğu dikkati çekerken, Çorum’dan değişik nedenlerle başka illere göçenlerin çocuklarının temel işlevi "simit satarak" aile bütçesine katkıda bulunmaktır. Böylece, Türk aile yapısı içinde yetişen bir çocuğun girişimci olabilmesi, hem ailesinin çalışma çevresi.hem de çevreyle ilgili bir olgudur. Bu örnekler, daha da çoğaltılabilir. Örneğin; doğanın kendisine pek fazla şans tanımadığı Karadeniz insanı göç ettiği yerlerde çalışkanlığı ve girişimciliğiyle tanınma­ktadır. Devlette pek fazla destek görmeden, kendi çabalarıyla sanayileşme yolunda çok önemli mesafeler kateden Gaziantep ve Denizli insanının başa­rısı bu iki ilimizdeki girişimcilik ruhunun ve uzun yılların kazandırdığı sanayicilik deneyiminin bir sonucudur. Beş bine yakın küçük ve orta boy iş­letmenin bulunduğu Gaziantep yalnızca Güney Doğu Anadolu’nun değil, ay­nı zamanda Ortadoğu’nun da ticaret merkezi durumuna gelmiştir(89). Cum­huriyetin ilk yıllarında, dokuma tezgahlan aracılığıyla sanayiciliği öğrenen Denizli,altmış yıllık deneyimin nimetlerini toplamaya başlamıştır.

Öte yandan, Türk insanının iş yaşamına ilişkin beklentilerini ortaya koyan bir başka araştırma, bu konuda toplumdaki en önemli değerlerin sırasıyla; ücret (%90), iş güvenliği (%87), rahat çalışma ortamı (%84), iş arkadaşları (%83) ve topluma yarar sağlamak (% 81) olduğunu göstermektedir. Kendi girişimciliğini kullanabilme fırsatı, saygın bir iş olması, işin gelecek vadetmesi, sorumluluk istemesi gibi faktörler ilk sıralarda yer almamakta­dır. Aynı araştırma, bireylerin, en çok aile yaşamını bozmayan (%87), çalışanların sağlığını dikkate alan (%82), çalışma saatleri ve ortamı rahat, olan (% 74), stresli olmayan (%68) işleri tercih ettiklerini ortaya koymuştur (314,8.16). İş hayatım ilişkin tüm bu beklentiler girişimciliğin temel karakteristiklerinden uzaktır. Bunun yanı sıra toplumda hala girişimciliğe karşı şüpheli bir yaklaşım söz konusudur. Bu konuda bir girişimcinin söyledikleri oldukça ilginçtir, "kimse çok çalışarak zengin olunacağına inanmıyor, ancak bu tabuları yıkmak zamanı geldi."

Özetle, ülkemizin halen mevcut ekonomik ve sosyal koşulların girişim kültürü için gerekli alt yapının oluşmasına tam anlamıyla bir ortam hazırladığını söylemek oldukça güçtür. Ülkemiz nüfusunun yalnızca %1.01′in girişimci ve üst düzey yöneticisi olması da bunun en iyi göstergesidir. Üniversitelerin işletme programlarındaki öğrenciler, ya kamu ya da büyük işletmelerde çalışacak biçimde eğitilmektedirler. Girişimcilik konusunda bir dersin okutulduğu üniversite sayısı parmakla gösterilecek kadar azdır. Kamu kesiminin ağırlıklı okluğu bir ekonomide insanların kamu tarafından istihdam edilmeyi beklemeleri de doğaldır. Ancak, kamu kesiminin daha fazla istihdam yaratacak gücü pek kalmamıştır ve bu konudaki zorlamaların yarattığı sorunlar herkes tarafından bilinmektedir. Öte yandan, dünyadaki mevcut eğilim, "devlet ne kadar büyükse, toplumun yaşamı daha iyidir" görüşü yerine "en az devletçilik daha iyidir" düşüncesinin kabulü yönünde­dir. Bu nedenle, özellikle genç kuşaklar kamu sektörünün artık cazip bir ekmek kapısı olmadığını kabullenmek durumundadırlar. Bununla beraber, geçmişin verdiği alışkanlıkla hala kamu sektörü en büyük istihdam alanı olarak kabul edilmektedir. Ancak tüm bu olumsuzlukların çözümlenip çarkın tersine döndürülmesi gerekmektedir. Çünkü yirmi birinci yüzyılın ekonomik anlayışı içinde, ölçek ekonomilerine itibar azaldıkça, girişimciliğin ekono­mik, sosyal ve politik faydaları ön plana çıkmakta ve kabul görmektedir. Teknolojinin olanaklı kıldığı mikro-elektronik kaynaklı bilgi-işlem destekli ileri üretim yöntemlerinin yeni çağa girerken girişimciliği yalnızca olanaklı kılmayıp, yeni ekonomik anlayışın bir öğesi kabul ettiği her geçen gün daha da belirgin duruma gelmektedir.

 

Tüm bu olumsuzluklara karşılık, yeterli olmasa da, son yıllarda bu konuda olumlu gelişmelerin olduğu da görülmektedir. Bunlar içersindeki en önemli olanlarından biri.insanların yoksulluk konusundaki görüşüdür.



[1] ALPUGAN, Prof. Dr. Oktay; “Küçük İşletmeler Kavramı, Kuruluşu ve Yönetimi”, Der Yayınları, İstanbul, s.60-63.

 

 

 

Yazar ile ilgili

admin 79 makalesi var.

Yorum Yaz

Kendinizi gosteren resimleri gravatar adresinden indirebilirsiniz.

Yorum yazmak icin giris yapin.

Copyright © 2010 GİRİŞİM EKİBİ. All rights reserved.